*Bir...*
*Takvimin ve rakamlar ailesinin ilk “çocuğu”, zaferin “adı”, yeniliğin ve mutluluğun başlangıcı, bazen ise sonun başlangıcı ve daha neler neler...*
*Bu yılın 1 Eylül'ü de tam olarak böyle oldu. Özellikle de siyasi arenada...*
*Öyle ki, bu tarihte siyasi takvimde yeni ve dikkat çekici bir sayfa açıldı. Sayfanın yazarı ise herkesi Bişkek'te bir araya getiren o güçtü: 25 yaşında olan ve genç yaşına rağmen çevresindeki güçleri bir araya getiren Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ).
*Mekân aynı, amaçlar ise farklı...*
Biri savaşa son vermeye çalışıyor, diğeri çatışmadan çıkış yolu arıyor. Kimi güvenlik sorununu çözmek zorunda, kimi ise ekonomik baskılarla mücadele etmeli...
Ancak sıralananların hiçbiri ona ait değil. Farklı bir konumda duran Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, bu kez ülkesinin en büyük sorununu çözmüş bir lider olarak o masada oturuyordu. O, uluslararası toplantılara çözüm arayan bir lider olarak değil, istediğine hem savaş hem de barış yoluyla ulaşmış bir cumhurbaşkanı olarak katılıyor. “ŞİÖ+” formatındaki toplantıda da durum böyleydi.
Azerbaycan ise söz konusu örgütte diyalog ortağı statüsünde. Bunun yanı sıra bu platform, Bakü açısından ekonomik ve ulaşım bağlantıları bakımından da önem taşıyor. Format kapsamında Azerbaycan'ın Çin ve Orta Asya ülkeleriyle ilişkileri derinleşiyor. Diğer yandan ülkemiz Doğu-Batı ve Kuzey-Güney ulaşım koridorlarında da önemli bir konumda bulunuyor.
Ancak bugün Azerbaycan'ı dikkatlerin merkezine taşıyan tek unsur bu değil. Bakü artık Güney Kafkasya'da barışı sağlayan taraf olarak ön plana çıkıyor.
İlham Aliyev, diğer uluslararası etkinliklerde yaptığı konuşmalarda olduğu gibi burada da Ermenistan'la varılan barış anlaşmasına özel vurgu yaptı. Bunu dile getirirken Birleşmiş Milletler'in eksikliklerini hatırlatmayı da ihmal etmedi:
“BM Güvenlik Konseyi'nin 1993 yılında kabul ettiği 4 karar, 30 yıl sonra, 3 yıl önce hayata geçirildi. Ancak ne yazık ki BM bu kararların uygulanmasında hiçbir rol oynamadı. Azerbaycan kendi egemenliğini ve toprak bütünlüğünü tamamen kendi imkânlarıyla yeniden tesis etti.
BM Güvenlik Konseyi kararlarının kısa sürede uygulanabilmesi için uygun mekanizmaların oluşturulması gerekiyor. Bunun gerçekleştirilmesi, BM'nin itibarının ve örgütün çatışmaların çözümündeki rolünün güçlenmesine hizmet edecektir.”
“ŞİÖ+” kapsamında dile getirilen açıklamaların yanı sıra temaslar da gündeme geldi: Recep Tayyip Erdoğan, Mesud Pezeşkiyan ve Nikol Paşinyan'la görüşme, Vladimir Putin ve diğer liderlerle kısa sohbetler...
Bu açıdan Cumhurbaşkanı'nın Bişkek'teki hem ikili görüşmeleri hem de “kulis” temasları dikkat çekti. Kimiyle gündemi konuştu, kimine Kelbecer'in “İstisu”sunu önerdi. İlham Aliyev'in Bişkek'te ilk görüştüğü isim ise Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan oldu.
Böyle bir detayın dikkat çekmesi tesadüf değildi. Çünkü bugüne kadar bu tür etkinliklerde İlham Aliyev, Paşinyan'la görüşmesini genellikle daha sonraya bırakıyordu. Bu kez ise tam tersi oldu: Liderler ziyaretin ilk gününde bir araya geldi.
Görüşme yalnızca bununla da farklılık göstermiyordu. Taraflar, barışın sağlanmasından bir yıl ve Ermenistan'daki parlamento seçimlerinden sonra ilk kez görüşüyordu.
Ortaya çıkan tablo, Bakü ile Erivan'ın Washington zirvesinden bu yana geçen bir yıl içerisinde birçok meseleyi çözebildiğini gösteriyor.
Liderlerin gündemi ise oldukça yoğun: sınırların delimitasyonu, TRIPP projesinin uygulanması, Azerbaycan petrol ürünlerinin Ermenistan'a ihracatı, üçüncü ülkelerden tahıl ve diğer ürünlerin Ermenistan'a transit geçişi, iki ülke arasında ticari ilişkilerin kurulması...
Bu, Ermenistan'da gerçekleştirilen parlamento seçimlerinden sonra liderlerin ilk görüşmesi.
Bu aynı zamanda taraflar arasındaki planların artık daha uzun vadeli yapılabileceği anlamına geliyor. Çünkü her iki ülkede de önümüzdeki 5 yıl içerisinde kader belirleyici seçimler yapılmayacak.
Diplomatik dinamiğe rağmen, iki ülke arasında barış anlaşmasının imzalanmasının önündeki başlangıçtaki engel hâlâ ortadan kalkmış değil: Ermenistan Anayasası'nda Azerbaycan'a yönelik toprak iddialarının değiştirilmesi talebi.
Ancak Erivan'ın referandum düzenlenmesine ilişkin gerekli kararları alması gerekiyor.
İki ülke arasında şu anda çözüm bekleyen temel mesele Ermenistan Anayasası'nda yapılması gereken değişiklik. Bu, barış anlaşmasının imzalanması yolundaki son ve temel engel olarak öne çıkıyor. Bakü, Erivan'dan referandum yapılmasını talep ediyor. Ancak Paşinyan'ın partisi bunun için gerekli parlamento çoğunluğuna sahip değil.
Liderlerin masasında yalnızca siyasi meseleler değil, ekonomik ve ticari konular da yer aldı.
Bakü bugüne kadar Ermenistan'a yaklaşık 15 bin ton dizel ve 5 bin tona yakın benzin ihraç etti. Aynı zamanda üçüncü ülkelerden tahıl taşınmasına da imkân sağladı.
Artık Azerbaycan tarafından bazı şirketler Ermeni şirketlerinden ürün satın aldı. Paşinyan ürünlerin detaylarını açıklamasa da, ihtimaller bu listenin geniş olduğunu gösteriyor. Böylece Bakü ile Erivan arasındaki siyasi gündem yalnızca açıklamalarla değil, ilk ticari ilişkilerle de şekilleniyor. Ancak kalıcı barışın temel şartı şimdilik değişmeden kalıyor.
Görüşmede bir detay daha özellikle dikkat çekti: “Gerçek Ermenistan Haritası”
Öyle bir harita ki, bir rozet üzerinde yer alarak bütün mesajı açıkça veriyordu.
Evet, Nikol Paşinyan İlham Aliyev'le görüşmeye tam da bu rozetle geldi. Ancak bu sıradan bir rozet değildi. Söz konusu görüntünün arkasında son yılların en büyük siyasi dönüşümlerinden biri yatıyor.
Öyle bir dönüşüm ki, birkaç yıl önce Nikol Paşinyan Hankendi'de durarak “Karabağ Ermenistan'dır” diyordu. Şimdi ise Azerbaycan Cumhurbaşkanı ile görüşmeye, uluslararası düzeyde tanınan Ermenistan sınırlarını gösteren haritayı göğsünde taşıyarak geliyor.
Bu yalnızca söylem değişikliği değil, siyasi çizginin değişmesidir. Ve bu değişiklik bir günde gerçekleşmedi.
Daha da ilginç olan ise şu: Paşinyan bu haritayı tam da İlham Aliyev'le görüşmesi sırasında sergiledi. Böylece Ermenistan'ın geleceğini hangi sınırlar içerisinde gördüğünü en üst düzeyde bir kez daha ortaya koydu.
Peki bu rozet aslında neleri ifade ediyor? Cevap açık:
Ermenistan geleceğini tarihî haritalar üzerinde değil, uluslararası düzeyde tanınan toprakları içerisinde kurmalıdır.
Paşinyan'ın göğsündeki harita da tam olarak bu yaklaşımın görsel ifadesidir. Bu yaklaşımın siyasi önemi ise barışın artık yalnızca diplomatik bir açıklama olarak kalmamasında yatıyor. Barış, somut bir sınır ilkesi üzerine kuruluyor ve bunun pratik sonuçları da artık görülüyor.
Ulaşım ve transit meselelerinde yeni mekanizmalar görüşülüyor. İki ülke arasındaki ticari ilişkilerin ilk unsurları şekilleniyor.
Azerbaycan'dan Ermenistan'a petrol ürünleri ihracatının başlaması ise uzun yıllar boyunca hayal edilmesi zor olan başka bir tablo ortaya çıkarıyor. Birbirleriyle savaşmış iki ülke bugün ekonomik ilişkiler kurma imkânlarını tartışıyor.
Böyle bir değişiklik yalnızca ekonomik bir mesele değil. Çünkü barışın en gerçek göstergesi, ilişkilerin günlük hayatı değiştirmesidir. Eğer sınırdan yük geçiyor, ticaret başlıyor, transit güzergâhları açılıyor ve taraflar birbirlerinin toprak bütünlüğünü kabul ediyorsa, bu siyasi retorikten çok daha büyük bir değişimdir.
Paşinyan'ın siyasetindeki dönüşüm de tam olarak burada görülüyor.
Önceki aşamada Ermenistan'ın siyasi söyleminde “Karabağ” merkezi konumdaydı. Şimdi ise Ermenistan'ın güvenliği, ekonomik kalkınması ve bölgesel bağlantıları ön plana çıkarılıyor.
Bu değişim Ermenistan içerisinde ciddi bir dirençle karşılaşıyor.
Çünkü geçmiş ideolojinin destekçileri açısından “Gerçek Ermenistan” kavramı yalnızca yeni bir siyasi slogan değil. Bu, onlarca yıl boyunca şekillenen bir anlayıştan vazgeçmek anlamına geliyor.
Paşinyan bu nedenle içeride de siyasi mücadele yürütüyor. Revansşist güçlerin etkisini azaltmaya çalışıyor. Kilisenin bazı çevreleriyle karşı karşıya geliyor ve Ermenistan toplumuna farklı bir siyasi gelecek sunmaya çalışıyor.
Bu geleceğin merkezinde ise artık mevcut Ermenistan bulunuyor. Tam da bu nedenle İlham Aliyev'le görüşmede o küçük rozetin siyasi ağırlığı büyük.
Tıpkı Güney Afrika Cumhuriyeti'nin eski Cumhurbaşkanı Nelson Mandela'nın da ifade ettiği gibi:
“Bazen küçük bir hareket, büyük bir dönüşümün başlangıcı olur...”
Aytaç Kerimova
EDnews.net Siyasi Yazar

