Түрік әлемі BHA-Azerbaycan ve Türkiye'de birçok internet haber sitesi

Türk Devletleri Teşkilatı: Yeni Küresel Güç Merkezi

Doç. Dr. Fatih Çağatay Baz ile Eğitimci-Yazar Murat Anar "TDT: Yeni Küresel Güç Merkezi ve Azerbaycan'ın TDT'deki Rolünü "değerlendirdi.

Türk Devletleri Teşkilatı: Yeni Küresel Güç Merkezi
Түрік әлемі BHA-Azerbaycan ve Türkiye'de birçok internet haber sitesi
Murat Anar · Yazı
← Tüm yazılar

Bugün Türk Devletleri Teşkilatı küresel bir güce dönüşüyorsa, bunda Azerbaycan’ın sürecin her aşamasında ortaya koyduğu aktif politikasının da önemli rolü var

Azerbaycan Cumhuriyeti Sivil Toplum Kuruluşlarına Devlet Destek Ajansı’nın 2026 yılı hibe yarışmasının kazananlarından Orta Asya ve Güney Kafkasya İfade Özgürlüğü Ağı (CASCFEN) “Şuşa Beyannamesi’nden Türk Devletleri Teşkilatı’na” adlı projenin uygulanmasını sürdürüyor. 1 Ağustos-31 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilen proje kapsamında Türk dünyasının entegrasyonu, ortak değerleri ve gelecekteki gelişme perspektiflerine ilişkin 10 konu başlığında röportajlar hazırlanıyor.

Bu röportaj serisinin sekizinci konusu, “Türk Devletleri Teşkilatı -Yeni Küresel Güç Merkezi: Azerbaycan’ın Orta Asya ile Stratejik İş Birliğinden Türk Dünyasının Daha Derin Birliğine” başlığını taşıyor. Bu kapsamda TDT’nin uluslararası konumunun güçlenmesi, bölgesel bir teşkilattan daha geniş bir jeopolitik platforma dönüşmesi, Azerbaycan’ın girişimleri ve diplomatik faaliyetleri, Azerbaycan-Orta Asya ilişkileri ve ekonomik entegrasyon gibi konular ele alınıyor.

Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan röportaj konuklarımız: Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Çağatay Baz ve Eğitimci-Yazar Murat Anar.

TDT’nin Bölgesel Bir Teşkilattan Küresel Jeopolitik Platforma Dönüşmesi

Doç. Dr. Fatih Çağatay Baz
Doç. Dr. Fatih Çağatay Baz

Doç. Dr. Fatih Çağatay Baz: Türk Devletleri Teşkilatı bugün Orta Asya, Kafkasya, Hazar ve Avrupa’yı siyaset, ekonomi, enerji, ulaştırma ve güvenlik alanlarında birbirine bağlayan çok boyutlu bir jeopolitik platform niteliği taşıyor.

TDT’nin başlangıçta daha çok kültürel ve ekonomik iş birliğine odaklanan yapısı, zaman içerisinde siyasi istişareler, ulaştırma, enerji, dijitalleşme, yatırım, savunma, çevre ve güvenlik gibi alanlarda kurumsal iş birliğini de kapsayacak şekilde gelişti.

Türk devletlerinin Doğu-Batı ulaşım ve ticaret güzergâhları üzerinde bulunması, özellikle Azerbaycan’ın girişimleriyle daha da stratejik bir anlam kazandı. Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında alternatif ulaşım güzergâhlarının ve özellikle Orta Koridor’un önem kazanması, Azerbaycan-Türkiye-Orta Asya bağlantısını da daha stratejik bir konuma taşıdı.

Bu süreçte Azerbaycan’ın aktif diplomatik siyaseti önemli bir rol oynuyor. TDT’nin Avrupa, Asya ve diğer bölgesel kuruluşlarla ilişkilerinin geliştirilmesi, teşkilatın uluslararası alandaki konumunu güçlendirebilir. Ancak burada temel mesele TDT’nin diğer güç merkezlerine karşı konumlandırılması değil, çok taraflı sistem içerisinde kendine özgü siyasi ve ekonomik ağırlığını oluşturmasıdır.

Azerbaycan-Orta Asya İlişkileri ve Türk Dünyasının Ekonomik Entegrasyonu

Azerbaycan, Hazar’ın batı kıyısındaki konumu sayesinde Orta Asya ile Türkiye ve Avrupa arasında stratejik bir köprü konumunda bulunuyor. Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan ile geliştirilen ilişkiler de bu bağlantının ekonomik ve jeopolitik boyutunu güçlendiriyor.

Kazakistan, Hazar’ın doğusu, Orta Koridor ve enerji alanında önemli bir konuma sahip. Özbekistan nüfusu ve üretim kapasitesiyle, Kırgızistan ise Orta Asya içindeki bağlantılarıyla bu yapının tamamlayıcı unsurları arasında yer alıyor. Azerbaycan ise Hazar üzerinden bu ülkeleri Türkiye ve Avrupa’ya bağlayan önemli bir geçiş noktası niteliğinde.

Enerji kaynaklarının, ulaşım ağlarının, limanların, demiryollarının, dijital altyapının ve ticaret güzergâhlarının birbiriyle bütünleştirilmesi Türk dünyasının ekonomik açıdan daha fazla yakınlaşmasına imkân sağlayabilir.

Bu nedenle gelecekteki hedef yalnızca Türk devletleri arasındaki ticaret hacmini artırmakla sınırlı kalmamalıdır. Daha ileri bir hedef olarak ortak bir ekonomik alanın oluşturulması gündeme alınmalıdır. Bunun için Orta Koridor, enerji koridorları, dijital koridorlar, gümrük entegrasyonu, ortak yatırım mekanizmaları, ortak üretim ve değer zincirleri birlikte ele alınmalıdır.

“Türk Dünyası – 2040” Vizyonu ve Azerbaycan’ın Stratejik rolü

Doç. Dr. Fatih Çağatay Baz: “Türk Dünyası – 2040” vizyonu siyasi iş birliğinin yanı sıra ekonomi, ulaştırma ve gümrük, enerji, dijitalleşme, çevre, tarım, eğitim, bilim ve kültür gibi çok geniş alanları kapsıyor.

Azerbaycan, coğrafi konumu ve sahip olduğu liman, demiryolu, enerji ve dijital altyapı sayesinde bu vizyonun hayata geçirilmesinde önemli bir köprü rolü üstlenebilir. Ülkenin gelecekteki rolü yalnızca petrol ve doğal gaz ihracatçısı olmakla sınırlı kalmayacak; Hazar’ın yenilenebilir enerji potansiyeli, elektrik bağlantıları ve yeşil enerji projeleri üzerinden Azerbaycan Türk dünyasının yeşil enerji bağlantı merkezlerinden birine dönüşebilir.

“Türk Dünyası – 2040” vizyonunun en önemli özelliklerinden biri, ortak hedefleri yalnızca siyasi söylem olmaktan çıkararak uzun vadeli stratejik yol haritasına dönüştürmesidir. Bu vizyonun başarısı, ortak tarih ve kültürün gücünden ziyade, bu ortak değerlerin ne ölçüde somut kurumlara, projelere ve ekonomik potansiyele dönüştürülebileceğine bağlı olacaktır.

Bütün bunlar, “Türk Dünyası – 2040” gibi stratejik hedeflerin hayata geçirilmesiyle Azerbaycan’ın ve diğer Türk devletlerinin uluslararası konumlarının güçlenmesi ve önlerine yeni fırsatların çıkması için zemin oluşturacaktır.

Azerbaycan’ın Türk Birliği İdealindeki Rolü

Murat Anar Eğitimci-Yazar
Murat Anar Eğitimci-Yazar

Murat Anar  Eğitimci-Yazar: Aslında bugün Türk Devletleri Teşkilatı’ndan söz ediyorsak, bunu Türklerin en zor dönemlerinde dahi “Türk birliği” idealini yaşatmasına borçlu olduğumuz Azerbaycan’ın rolüyle birlikte değerlendirmek gerekir.

Türk devletleri yaklaşık 250 milyonluk nüfusu, aralarındaki yüz milyarlarca dolarlık ticaret hacmi ve jeopolitik konumlarıyla dünyada belirleyici bir güce dönüşme potansiyeline sahip. TDT çerçevesinde oluşturulan ortak stratejiler sayesinde Türk devletlerinin uluslararası alandaki konumlarının giderek güçlendiğini düşünüyorum.

Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkeler, Türk dünyasının yalnızca kendilerinden ibaret olmadığı gerçeğini de dikkate almalıdır. TDT, Balkanlar’da, Rusya’nın özerk bölgelerinde ve Avrupa’da yaşayan Türkleri kapsayan faaliyetler yürütürse konumunu daha da güçlendirebilir. Pakistan ve Libya gibi Türk devletlerine dost ülkelerin de TDT’de gözlemci statüsü kazanması gerektiğini düşünüyorum.

Türk devletleri ticaret, eğitim, dil, kültür ve diğer alanlardaki iş birliği projelerini teorik düzeyden çıkarıp uygulamaya geçirdikçe güçlerini daha da artıracaktır.

Orta Koridor ve Ekonomik İlişkilerin Oluşturduğu Fırsatlar

TDT’nin kurulması ve teşkilatın potansiyelinin daha iyi anlaşılmasıyla birlikte Türk devletleri de kendi stratejik güçlerinin ve Türk olmanın sağladığı gücün daha fazla farkına varmaya başladı.

Son dönemde Türk devletleri kendi aralarındaki sorunları müzakere etme ve çözme yönünde daha fazla irade ortaya koyuyor. Ortak alfabeden ortak suçla mücadele merkezine, ortak dijital ticaret platformundan diğer iş birliği alanlarına kadar birçok konuda birlikte hareket etmenin yolları aranıyor.

Azerbaycan’ı Türk devletlerini bir insan bedenine benzettiğimizde Türk dünyasının kalbi olarak değerlendirebiliriz. Bir insan kolu veya diğer organları olmadan yaşayabilir, ancak kalbi olmadan yaşayabilir mi? Azerbaycan, sahip olduğu hayati önemin farkındadır ve bu anlayışla bütün Türk devletleriyle çeşitli alanlarda önemli iş birliği projeleri gerçekleştiriyor.

Hem Orta Koridor’da hem de Zengezur Koridoru’nda Azerbaycan kilit bir konuma sahip. Bu koridorlar üzerinden Türk devletlerinin Türkiye ve Azerbaycan aracılığıyla Avrupa’ya ulaşması açısından önemli imkânlar ortaya çıkıyor. Ekonomik ve ticari bağlantıların güçlenmesi de Türk devletleri arasındaki siyasi ve kültürel ilişkilerin daha da gelişmesine katkı sağlayabilir.

Türk Dünyasının Geleceği İçin Yeni Adımlar

Bizim kendi aramızda hala problemlerimiz var. 

Türkmenistan Türk Devletleri Teşkilatı'na gözlemci statüsünde. Macaristan'da gözlemci, öz kardaşımız Türkmenistan'da gözlemci. Bunu sorgulamak varsa Türkmenistan'ın endişelerini gidermek lazım. Türkmenistan TDT’ye asil üye olmalı ve TDT’de  daha aktif olmalı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türk Devletlerinin yumuşak karnı ve Türkiye dışında hiç bir ülke KKTC'yi tanımıyor, hem tanımıyoruz hem Türk Devletleri Teşkilatı'na KKTC gözlemci üye. Bu bir çelişki değil mi? Türk Devletleri Teşkilatı'na üye ülkeler artık KKTC'yi resmi olarak tanımalı.

Ortak alfabe çalışmasını neden yapıyoruz? Teşkilatın ismi neden Türk Devletleri Teşkilatı? sorusuna cevabımız çünkü biz "Türk" üz. Dilimiz ne Türkçe. Neden Türkçe'yi sadece Türkiye sınırlarına hapsediyoruz. Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Kazak, Kırgız, Özbek, Türkmen Türkçesi demeye dillerimize neden güceniyoruz? Türkiye'de yaşayan "Türk"ün dili Türkçe de diğer Türk Devletlerinde yaşayanlar başka milletten mi?

Türk Devletleri Teşkilatı üye ülke vatandaşlarının bir birlerine kimlikle seyahat ettiği, ortak müze kartla tarihi turistlik yerleri ziyaret ettiği, Türk'ün gittiği her Türk Devleti'nde kendini kendi ülkesinde gibi hissettiği günler de çok büyük hayal değil.

Mesela Türkiye’de bir kanun var 1980’lerden kalma. Şöyle bir ibare var kanunda “Türk Soylu Yabancılar” ne demek yaa “Türk Soylu Yabancılar”? Türk Türk’e yabancı olur mu? Türk, Türk’ün öz ve öz kardaşıdır. Türkiye’de çalışma, oturum izni ve öğrencilikle ilgili kanunlar yönetmelikler değişmeli, diğer yabancılardan Türk Soylu Kardaşlarımız ayrılmalı, ve bu saydığım işlemler Türk Soylular için kolaylaştırılmalıdır.

Anar'ın değerlendirmesine göre Azerbaycan’ın TDT’nin gelişimindeki aktif rolü ve Türk devletleri arasındaki ulaşım, ticaret ve ekonomik bağların güçlendirilmesi, Türk dünyasının gelecekteki konumunda mühim ehemmiyet taşıyacak

Şükür ki Türkler artık kendilerinin farkına varmaya başladı.2040 vizyonuna ben 2040 olmadan ulaşılacağını düşünenlerdenim. Fazla değil bundan 10 yıl sonra vizyon sahibi, dünyaya düzen veren bir Türk Devletleri Teşkilatı göreceğiz.

Ünlü Azerbaycan Şairi Zelimhan Yakup'un şiirinde dediği gibi

“Qovuşacaq bölünənlər, bölgələr,

Nurlanacaq qaranlıqlar, kölgələr,

Dinlənəcək Oğuzxanlar, Bilgələr,

Türkə səcdə, Türkə təzim olacaq,

Bu gün-sabah dünya bizim olacaq.”


Yazar Murat Anar

Eğitim, Türk Dünyası ve Güncel Konularda Yazılar